Gri Şehrin İçindeki Renk: Ahali ve Müzikal Yolculukları Üzerine

Ankara, Türkiye’nin alternatif müzik tarihinde her zaman “gri ama yaratıcı” bir ekol olarak anılır. Ahali’nin temellerinin lise yıllarında bu şehirde atılmış olması, müziğinizdeki sound arayışını ve grup içi dinamiğinizi nasıl şekillendirdi?

Ahali: Ankara hep duygusal olarak yoğun bir şehir olarak bilinir zaten. Hepimiz için de bu şehrin köşeleri anılarla dolu. “Gri şehir” dense de havasıyla bile içimizi renklendirdi hep. Bizim amacımız da içimizi dökmek ve sound’umuzla kendimizi yansıtmak olduğundan, Ankara’nın izlerini biz istemeseydik bile şarkıların içinde hissederdik herhalde. Ayrıca hepimizi birleştiren nokta Ankara olduğundan grubun evi de hep burası olur muhtemelen.

2021’den 2023’e uzanan süreçte Egehan Zeybek’in katılımıyla “son halinizi” aldınız. Bir grubun “tamamlandığını” hissettiği o an, üretim sürecinizdeki kaosu nasıl bir düzene dönüştürdü?

Ahali: Egehan’ın katılması bestelerdeki eksikliği doldurmamızı sağladı, hatta şarkıları tamamen farklı noktalara götürdü. İlk üretimlerimizi sadece gitar ve vokal üzerinden yaparken davulu da ekleyince şarkıların ritmik yapısı ve trafiği tam istediğimiz şekilde evrildi.

Bestelerinizde “çok farklı tarz ve sanatçılardan” ilham aldığınızı belirtiyorsunuz. Bu eklektik yapıyı bir potada eritirken, Ahali’nin imza sesini (sonic identity) korumak adına kendinize koyduğunuz estetik sınırlar var mı?

Ahali: Birçok sanatçıdan ve türden hem sound hem fikir olarak ilham alsak da onları direkt üretimimize aktarmaya çalışmıyoruz sonuçta. Herkes kendi dinlediği, ilham aldığı şeylerin etkisini kendi enstrümanında ister istemez gösteriyor; bu da farklı bir şeyler deneme ve bulma yolunda bize bayağı faydalı oluyor. Ancak ne kadar bir şeylerden ilham alsak da üretimimiz kendi iç dünyamızı yansıtıyor. İçimiz aynı oldukça, ilham aldıklarımız bizi sound’umuzdan koparmaktan çok “baharat etkisi” yapıyor diyebiliriz.

Lise yıllarının amatör heyecanı ile bugünün üretim disiplini arasında nasıl bir köprü kuruyorsunuz? “Bir şeyler üretmek için çaba sarf etmek” kavramı sizin için bugün ne ifade ediyor?

Ahali: Biz en başından beri üretmeye çalışan bir grubuz, bunu da bir iş olarak görmüyoruz pek. Bunu zaten sabit bir mesai gibi göremeyiz ama tabii ki ilerledikçe kendimizi geliştirmek, istediklerimizi enstrümanlarımızla ve müziğimizle dinleyenlere daha rahat aktarmak için çok daha fazla zaman ayırıyor ve emek harcıyoruz diyebiliriz. Üretme süreci de buraya verdiğimiz emeğin sonucunda kendiliğinden ilerleyip şekilleniyor.

Günümüz müzik piyasasında her şeyin çok hızlı tüketildiği bir dönemdeyiz. Ahali, bu hız çağında dinleyicisine nasıl bir durak veya nasıl bir “başka dünya” vaat ediyor?

Ahali: Dediğiniz gibi sadece sanatın değil her şeyin çok hızlı tüketilip kenara atıldığı ve yenilerine geçildiği bir çağdayız maalesef. Bu durumda bizim temennimiz de insanların anlattıklarımızda kendilerinden de bir şeyler bulması ve bizim müziğimizde bunlara tutunması. Şarkıların atmosferinde kendi hissettiklerini de yaşayabilmelerini ya da yeni yerler keşfedebilmelerini umuyoruz dinleyicilerimizin.

Grubun enstrümantal dağılımına baktığımızda (Ali, Said Hamza, Oğul Efe, Egehan); yaratım sürecinde demokratik bir yapı mı hakim, yoksa belli bir temanın peşinden giden kolektif bir yolculuk mu söz konusu?

Ahali: Bu değişen bir şey aslında, gelen ilham perisinin nereden ve nasıl geldiğiyle alakalı. Bu bazen bir melodi, bazen bir söz, bazen de bir ritim oluyor. Çeşit çeşit olsa da şimdiye kadar genellikle Ali’nin attığı şarkı temellerinin ve yazdığı dizelerin üstüne parça parça her şeyin eklenmesiyle ilerledik. Son adım olarak da stüdyoda her elementin birleşmesiyle şarkıyı son haline getirmeye çalışıyoruz. Süreç boyunca ürünün yaşadığı değişim bizi de şaşırtıyor bazen ve sonucu bizi memnun edene kadar da bu şekilde üstünde durmaya devam ediyoruz.

Gelecek projeksiyonunuzda Ahali’yi sadece bir müzik grubu olarak mı, yoksa disiplinlerarası bir sanat kolektifinin parçası olarak mı konumluyorsunuz? Yakın dönem planlarınız neler?

Ahali: Tabii ki temelinde müzik olsa da üretim sürecimizde ihtiyacını hissettiğimiz her şeyden yararlanıyor ve fikir ediniyoruz. Ayrıca şarkılarımızın artwork‘lerinin de hem şarkıyla uyumu hem de içimize sinmesi için bayağı efor sarf ediyoruz ve bu konuda da zamanla işlerimizi geliştirmeyi umuyoruz. Yaptığımız işlere, konserlere, şarkılara sadece müzikal bir sanat eseri olarak değil de her şeyiyle bir eser gibi bakmaya çalışıyoruz. Önümüzdeki süreçte planladığımız işlerde hem müzikal hem de görsel olarak belki yeni şeyler bekleyebilir insanlar, planlarımız var bu konuda.

SAYI #09 ➔