Popüler kültürün hızlı tüketilen döngüsünde, bazen bir performans sadece bir konser olmanın ötesine geçer; kişisel bir tarihin kolektif bir zaferine dönüşür. Selin’in Bostancı Gösteri Merkezi (BGM) sahnesindeki varlığı tam olarak buydu. On yıl önce aynı sahnede aldığı ödülle kurduğu hayalin peşinden giden sanatçı, bu kez o hayalin bizzat merkezindeydi.
Performansın Anatomisi: Nostalji ve Yenilik Selin, “Tek Kişilik Masa” albümünün melankolik derinliğini, BGM’nin devasa atmosferine taşırken sadece bir vokalist değil, bir hikaye anlatıcısı kimliğiyle karşımızdaydı. Cihan Nacar imzalı kostümleriyle görsel estetiği en üst perdeye taşıyan sanatçı, sahne hakimiyetini teknik bir beceriden öte, bir “evine dönüş” hissiyatıyla harmanladı.

Kesişen Yollar: Sertab Erener’den Baran Mengüç’e Gecenin en dikkat çekici anları, müziğin farklı katmanlarını bir araya getiren düetlerdi. Sertab Erener ile kurulan o köprü, Türk pop müziğindeki meşale devrinin en somut kanıtı gibiydi. Can Ozan ile yakalanan pastoral romantizm ve Baran Mengüç’ün dinamizmi, Selin’in çok yönlü müzikal karakterini (versatility) perçinledi. Bu konser, bir başarı hikayesinden ziyade; sabrın, çalışmanın ve bir kadının kendi sanatıyla kurduğu bağın görkemli bir tezahürüydü.



